5 Mayıs 2012 Cumartesi

Antigone / İstanbul DT



Kenan Işık'ın uyarlaması olan ''Antigone'' Sophokles'in kaleme aldığı Antik Yunan tragedyasının en bilinen örneklerinden biridir. Antigone, eski Yunan mitolojisinde Thebai kralı Oidipus'un kızı ve Sophokles'in en önemli trajedilerinden birinin kahramanıdır. 

Sophokles'in M.Ö. 411 yılında yazmış olduğu bu tragedya, Oidipus'un bilmeden babasını öldürmesi ve yine bilmeden annesi ile evlenmesi sonucu doğan dört çocuktan biri olan Antigone'nin hikayesini anlatmaktadır. Oidipus, başına gelen bu felaketi çok geç öğrenir ve bu acıya dayanamayarak kendi gözlerini oyar. Artık kör olan Oidipus'un başına gelen felaketler bununla da sınırlı kalmaz ve iki oğlu iktidar kavgasına tutuşarak kralı tahtından indirirler. Bu zorlu süreçte kızı Antigone, Oidipus'un en büyük destekçisi olur, ancak bir süre sonra ölür. Bu tragedyada da bireysel özgürlüğe inanan Antigone'nin otorite karşı çıkışı ele alınır.


Bu cumartesi Akün Sahnesi'nde izleme fırsatı bulduğum bu efsane tragedya, günümüzde hala gündemde olan 'İnsan Hakları' ve 'Bireysel Özgürlük' kavramlarına değinmekle kalmıyor aynı zamanda iktidar olgusunu da sorguluyor. Sabahattin Ali tarafından dilimize çevrilen eseri oyunlaştıran ve yöneten Kenan Işık'ın.... Ve ellerine sağlık! Ayakta alkışlanacak bir yapıt ortaya çıkarmış hem Kenan Işık hem de oyuncular...


Öncelikle, oyunun başlangıcında ani seslere karşı hazır olmanız gerekir. Zira, beklenmeyen bir patlama sesi ile başlıyor oyun. Dekora yansıtılan yazıları Suna Selen'in sesiyle dinliyoruz...Oyunun başında hikaye anlatıcısı olarak da görev yapan Suna Selen'in sesi en az karakteristik yüzü kadar etkileyici ! İktidar kavgası sonucu birbirlerinin canına kıyan Oidipus'un oğullarının halkta yarattığı etkiyle başlayan oyun, başından sonuna kadar sürükleyici bir biçimde devam ediyor. 

Burada oyunun tek perde olduğu belirtmem gerekir.  Bir başka ayrıntı da oyun boyunca sahneden gelen tütsü benzeri bir koku, aslında bu ayrıntı seyirciyi döneme ve konuya daha fazla bağlıyor. Sahnede kullanılan dekorundan kostümüne her detay son derece zekice düşünülmüş. Oyun çıkışı, birçok seyirciden son derece olumlu eleştiriler duydum. Ancak, parfüm ve benzeri kokulara alerjisi olanları rahatsız edebilir. Haberiniz olsun.



Oyuna dönecek olursak, ekipte yer alan oyuncular ve koroda yer alan herkes son derece iyi bir kast oluşturmuş. Oyunda yer alan Atilla Olgaç ve Ali Sürmeli'nin usta oyunculukları göz dolduruyordu. Ve elbette bu denli berrak ve eğitimli seslerden dinlediğimiz şarkılar da seyirciyi hikayenin içine çekmeyi kolaylıkla sağlıyor. Sözün özü hala oyunun etkisindeyim, çünkü tek perdelik bu oyunu izlerken, kendinizi olaylara birebir tanık olan o dönemin halkı gibi hissediyorsunuz.
Bilinçsizce yapılan büyük bir hatanın sonucu olarak ömrü boyunca lanetlenmiş bir adamı ve üzerindeki kehaneti taşıyan soyunu bile Tanrılar bu kadar büyük cezalandırmazken, taht sevdasıyla gözleri kör olmuş birinin ölmüş birine ceza verme kudretini kendinde görmesi, ne acı... Ona başkaldırabilme cesaretini yine inandığı Tanrılardan alan, insanların çıkarları uğruna koyduğu kanunlara boyun eğmeyen Antigone...Ve ellerine ölümün kiri bulaşmış biri kral... Kendi sonunu kendi hazırlayan bir kral... Bu hayatta yaptığı kötülüklerin bedelini sevdiklerinin ölümüne şahit olarak ödeyen zavallı bir kral... 


Her zaman geçerliliğini ve güncelliğini koruyan bu konuyu bu denli büyük bir özenle bizlere anlatan tüm sanatçılara teşekkürler...


İstanbul Devlet Tiyatro'sunda sergilenmekte olan bu oyunu, turne kapsamında Akün Sahnesi'nde izledim.  İstanbul'da oturanlara şiddetle tavsiye edebileceğim bir oyun, gelecek sezon bu oyunu izleme şansını kaçırmamanız ümidiyle...

Ayrıca oyun Makedonya'da 11. STOBI Antik Drama Festivali 'nde sergilendi ve büyük beğeni topladı. Makedonya'da En İyi Performans ve En İyi Yönetmen ödülüne layık görüldüğünü de belirtmek gerek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder